"Alıcınızın ayarıyla oynamayınız, bizzat en incesini yaparız.."

Kullanıcı:
Parola:

Hatırlasın mı?
Sadece Anasayfa üzerinden hızlı giriş yapılabilir.
Kayıt Ol Pano Kılavuzu



Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 423 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ... 29  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 27 May 2009, 20:18 
Global Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 23:56
İleti: 1053
Cinsiyet:
Büyük yazmak tabii ki gereksiz ama kalın olmasında sakınca yok bana göre, müsamaha gösterebiliriz ;)




_________________
2008/2009 Sezonu Şampiyonu BEŞİKTAŞ: http://vimeo.com/5415611


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 30 May 2009, 21:15 
Yaşa Mustafa Kemal Paşa!
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Oca 2008, 21:26
İleti: 2484
Konum: Ankara
Cinsiyet:
Şampiyonluğunuz hayırlı olsun Beşiktaşlı arkadaşlar, tebrik ederim. Bu saatten sonra doya doya kutlayın, hakkınızdır.. :P


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 30 May 2009, 23:07 
Global Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 00:35
İleti: 741
Cinsiyet:
Beşiktaş için rahat bir son hafta oldu maçların gidişatı dolayısıyla. Şampiyonluklarını tebrik ediyoruz Beşiktaşlı arkadaşların.

_________________


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 30 May 2009, 23:33 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 21:31
İleti: 160
Cinsiyet:
Beşiktaşlı arkadaşları tebrik ederim. Böylece değeri bilinmeyen Mustafa Denizli'nin ne kadar büyük bir teknik direktör olduğu bir kez daha kanıtlandı.


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 30 May 2009, 23:55 

Kayıt: 26 Ekm 2008, 00:20
İleti: 1127
Cinsiyet:
ıyy ağlıyo lan herifler allah kahretsin ya auhaua.. bayrakçıların da elinde patladı malları beşiktaş çevresi haricinde :D şampiyonluğun nasıl geldiğini zaten diğer mesajlarda yazmıştım kasmaya gerek yok.. onlar için asıl süreç şimdi başlıyor.. gs-fb hegamonyasını kırma süreci.. bu kafayla imkansız ya neyse.. ikinci yarıdaki sinerjiyi takdir etmezsek olmaz ama.. öyle ya da böyle şampiyonluk havası taşıyordu takım son 10 hafta falan.. tebrikler..


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 31 May 2009, 00:32 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Tem 2008, 14:18
İleti: 504
Cinsiyet:
bjk'li arkadaşları tebrik ederiz mutlu sona ulaştılar, zaten geçen hafta ilan etmişlerdi şampiyonluklarını bu hafta tescillendi, ligin 2.yarısındaki maçlarda sadece fenere yenildiler başka yenilgileri yok, gs ve fb'nin bu sene çok kötü olmasınında büyük etkisi oldu bu şampiyonluğun gelmesinde ama yinede ligin 2.yarısında gösterdikleri performansla şampiyonluğu hakettiler, mustafa denizli'yede helal olsun tarihe geçti, beşiktaş şampiyon oldu ya artık ''imkansız diye birşey yoktur'' sözüne inanıyorum :D


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 01 Haz 2009, 01:10 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Mar 2009, 21:45
İleti: 115
Konum: Diyarbakır
Cinsiyet:
içtenlikle tebrik eden herkese teşekkür ederim kendi adıma.

nacizane kendi yorumumu paylaşmak isterim. yorumda denmez esasından kendi gözümden sezona dair mini bir yazı. saçmalamış olabilirim. zaman kaybı için şimdiden özür dilerim yazıyı okuyacaklara.

her haliyle ilginç bir sezon oldu bizim için.
metalist maçı sonrası camianın içinde bulundugu kaos ortamı.
mustafa denizli'nin gelmesi. y.d'nin m.denizli başkan oldugum sürece içeri giremez sözünü yemesi, keza aynı şekilde m.denizli'nin de sezon ortasında takım almam sözünü yemesi. beşiktaş'ın başına geçmesi tepki çekti haklı olarak.
gencler maçı ve sivas maçında oynanan oyun umut verici oldu. galiba bu sene olacak dedirtti. sonra deplasmandaki kayseri maglubiyetiyle başlayan bir çöküş başladı. ilk devre sonuna dek deplasmanlardan sadece 1 puan alabilmişiz. o da bursa maçı. tabii kendi evimizde de koceli'ni 2-0 geriden gelip 5-2 maglup etmemiz. o dönem fb'yi ve gs'yi duman eden es-es'i 2-0 maglup edişimiz var. fb maglubiyeti geldi es-es maçından sonra. mustafa denizliyi bir çok kişi çok eleştirdi o maçtaki kadro secimi itibariyle.
fb maçından sonra kendi evimizdeki ilk maglubiyetimiz olan ankaraspor maçı tam bir travmaydı bizim adımıza. tamam bu sezonda sıçtık dediğimiz maçtır. işte mustafa denizli'nin sadece futbol taktisyeni olmadıgının göstergesidir bu maç.kim olursa olsun o maçtan sonra biz bu noktaya gelemezdik. helede o taraftarın içinde bulundugu ruh halinden sonra.
1-0 lık ankaragücü galbiyeti bir hafta sonra geldi zorda olsa.
ve devreye girmeden son maç gs maçı. banko üst olur. oldu da harbiden.
ilginç bir sezonun en ilginç maçıdır benim gözümde.
takımda en son kırmızı kart görecek adam sikitiriboktan bir sebepten atıldı oyundan. tartışmali bir ilk gol yedik. 4-2 kaybettik. ikisi penaltıdan olmak üzere baros hatrick yaptı. delgado türkiyede bulundugu süre içerisinde ilk derbi golunu attı. ama ilk kırmızısınıda yedi.
maç bitti, yine camia karıştı. hakemlere yüklenildi. demirören'in koltugu sallanır gibi oldu. daha sonra barkovizyonlu basın toplantısı geldi de kurtardı paçayı.

artık bitmişti herşey. gözler 2009-2010 sezonuna cevrilmişti. yeni hoca kim olacaktıyı tartışa dururken yusuf geldi. mustafa denizli ve yönetime tepkiler sert oldu. niye sert oldu? çünkü aydın karabulut denen türkiyenin en yetenekli futbolcusu gidiciydi. ve nitekimde gitti gibi. 15 yaşındaki bir çocuk bile şampiyonluk törenine katılırken sezon başında bir kaç maç ilk onbirde başlamış olan aydınımız katılmadı. sonrada derler bu beşiktaslılar niye yusuf'un transferine karşı çıktı. bunun için çıktı, geleceğimiz dediğimiz adam gitti.
her neyse aydın konusu çok konusulur bundan sonra.
erken zengin ve nerden çıktın ulan sen kel dediğimiz ernst'imiz geldi.
ahanda düğüm noktası budur. ernst geldi şampiyonluk geldi gibi. ben halen inanamıyorum bizim basiretsiz başkanın bu adamı getirmesine. rüya gibi.
yani şimdi çok mu büyük yıldız ernst? hayır tabikide. biz alışkın değiliz bu yönetimden böyle nokta transferlere. yoksa ernstten daha büyük bir isim olan kleberson bile geldi. hiç bi bok olmadı zihniyet aynı kaldıktan sonrada olmazdı zaten.
ernst zihniyetimizi bile değiştirdi. anlayın artık ne denli öncemli bir transfer oldugunu. artık herkes "bana ernst gibi adam alın" diyor. iyi futbolcu olmanın tanımı oldu ernst.
bu arada kleberson'da brezilya milli takımına seçilmiş yeniden. anektod olsun

ikinci devre balşamıştı ernst geldiğinde. arada denizli ve antalyayı 1-0 lık skorlarla yendik.
sonra konya ile deplasmanda berabere kaldık. ernst'in ilk lig maçıydı. sonra yine trabzon ile kendi sahamızda berabere kaldık.
puan farkı açılmaya başlamıştı fakat takımın trabzon maçındaki oyunu sebebiyle umutlar tükenmesin dedik. vira bismillah deyu antep yollarına döküldük.
al işte ikinci düğüm noktası. takım maçı 3-0 kazandı.
ve de rakiplerden sadece sivasspor hariç hepsi yenildi o hafta.
o haftlarda herkesin dilinde 26.hafta sözü vardı. mustafa denizli'nin kehaneti diye.
sonra 3'te 3 yaptık lider sivas ile olan maça çıkarken.
yensek liderdik olmadı berabere kaldık.
milli takım arasından sonra bol biber gazlı bir maç öncesinin ardından kayserispor'u yusuf'un golüyle 1-0 maglup ettik.
kocaelispor'u1-0 geriden gelip 3-1 yendik. sonra tekrar liderlik şansı düştü elimize. bursayı yensek liderdik olmadı yine bu gelen 2. fırsattı.
bir sonraki hafta sivas-ts maçı ve eses-bjk maçı vardı. bunlardan ilkini sivas net bir skorla 3-0 aldı. maç fazlasıyla 4 puana çıkardı farkı.
bizde zorlu eses deplasmanına gittik. çok zorlandık. yendik. bu iş burda bitmez dedik. yusuf'u camiaya sevdirdik.
fb maçı geldi çattı. öglen saatlerinde sivasın antep maglubiyeti haberiyle maça çıktık. beşiktaş maçlarının golcüsü, küskün kanarya guiza'nın goluyle yenik duruma düştük. nitekimde 2-1 kaybettik.
yine umutsuzduk. sivas'in puan kayıpları yaşayabileceği bilinen bir gerçekti fakat beşiktaş'ın bütün maçlarını kazanıp kazanamayacağı muammaydı.
böyle düştü bizim çocuklar ankara yoluna. sivas kaybetti i.belediye takımına aynı saatlerde oynanan maçta, bizde bir diğer belediye takımı ankarasporu maglup ettik. 4.kez elimize gelen fırsatı tepmedik, lider olduk. arada izmir'e çıkarma yapıp sezonun ilk kupasını getirdik. ligede etki edecekti bu kupa. derbi kazanamayan Beşiktaş kupa finalinde rakibini 4-2 maglup etmişti.
moraller üst düzeyde. 3-1'lik ankaragücü galbiyeti derken. hocamızında dediği gibi en verimli seyahatimiz olan ankara seyahatimizi tamamlıyorduk.
gs maçı geldi çattı. bir ihtimal şampiyonluk turu bile atabilirdik. maçı kazandık ama turu atamadık. bir sonraki haftaya kaldı.
denizlide attık turumuzu. 6 yıllık özlemimizi giderdik.

ŞAMPİYON BEŞİKTAŞ

futbolcusundan, teknik heyetine kadar şampiyonlukta emegi geçen herkesi tebrik ederim. bizlere bu çifte kupa zaferini yaşattıkları için.



şimdi işin yoksa yapılacak transferleri bekle yaz boyu. ondan sonra da yeni sezon formalarını. böylede enteresan bir şey işte taraftarlık.

_________________


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 02 Haz 2009, 02:59 
Global Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 23:56
İleti: 1053
Cinsiyet:
Bu hafta sonu hayatımın en mutlu hafta sonlarından biriydi.. Nasıl olmasın ki, Beşiktaş'ım cumartesi günü 5 sezondur hasretle beklediğimiz şampiyonluğu kazanıp çifte kupa yaparken, pazar günü de mabedimizde, belki de son kez girdiğim Kapalı'da doyasıya kutladık bu mutluluğumuzu.. Haliyle buraya içimi dökmek de ancak bu geceye kalabildi.. (Ben de Vega'nın usulüyle kronolojik gitmek istiyorum)

Olağanüstü bir sezon geçirdik Beşiktaş olarak.. Bu olağanüstü bir futbol oynadığımız anlamında değil, gerçekten olağan gözükmeyen başarılar kazandık.. Lig tarihinde ilk devreyi 6. bitirip şampiyon olan başka bir takım var mı ya! :) Bu bile inanılmaz bir şey.. Ayrıca ligin başlarında hoca değişimi olmasına rağmen şampiyonluğun kazanılması da nadir görülmüştür herhalde..
Daha ligin ilk maçı bile inanılmaz bir başlangıçtı, 77. dk'ya kadar 2-0 yenik götürdüğümüz Antalya maçını, deplasmanda 2-3 kazandık! Organize bir futboldan eser yoktu, ama inanılmaz bir inanç ve mücadele vardı ve sezon sonuna kadar bu özelliğini kaybetmedi takım.. Lakin Ertuğrul zamanında gerçekten kötü oynuyorduk.. Evet ilk 6 maçta 4 galibiyet 2 beraberlik vardı, ama 3-0 aldığımız 4.hafta Gaziantep maçı hariç iyi oynadığımız maç hatırlamıyorum, zaten ilk 6 hafta zorlu bir rakip de çıkmamıştı.. Haliyle Metalist denen taş gibi bir takım tüm foyamızı ortaya çıkardı, şimdi düşününce iyiki çıkarmış diyoruz tabii :)

Getirilmesi hata olan Ertuğrul Sağlam, takımda daha fazla tutulmayarak hatadan dönülmüş oldu.. Yine de lige iyi bir başlangıç yapmasıyla az da olsa onun da payı var şampiyonlukta, hak yemek yakışmaz bize..
Ertuğrul'un ilk geldiği dönemde adaylar arasında olan ve daha o dönem çok istediğim halde gelemeyen Mustafa Hoca nihayet kulübüne kavuştu.. Hiç unutmam, geldiği gün babama sordum ne olur sence, ne diyorsun bu işe gibisinden.. Neticede o daha iyi tanıyordu.. Bana dedi ki, "Mustafa Denizli Türk futboluna cesareti, korkusuzluğu getiren adamdır, hiç merak etme Beşiktaş'ı kendisine yakışan noktalara getirir bu adam"
Mustafa Hoca ile ilk maçımız Gençler maçıydı, hatta ben izleyememiştim, kız arkadaşıma sözüm vardı ve Ali Haydar'ın mekanında kebap yiyorduk :) (Amma görgüsüzüm :D) Ben arada tv'ye bakıyorum alt yazıdan skoru görmek için.. Maç başladı, biz de o sırada yemeğe başladık, yemek bitmeden döndüm başımı bir baktım altyazıya "Gençlerbirliği 0-3 Beşiktaş Dk.15 Nobre" :shock: Bir ayağa kalkışım var "noluyor lan" diye, görseniz çok gülerdiniz :D Şaka herhalde falan diyorum ama tv yani bu, şakası olur mu! Güzel başladı Mustafa hocamız, o hafta lider olduk..
Ertesi hafta Sivas İnönü'deydi, maçın başında yedik golü.. Hemen ardından Delgado'nun güzel golüyle beraberliği bulduk.. Maç boyunca uzun zamandır görmediğimiz şekilde baskılı ve bol pozisyon bulan bir Beşiktaş izledik, maç öyle 1-1 bitmesine rağmen çok mutlu olmuştum, tabii aynı zamanda en içime oturan birkaç maçtan biridir sezon içinde..
Sonra hiç beklemediğimiz bir Kayseri yenilgisi geldi.. Lig boyunca çok kötü oynadığımız ve hiçbir şey yapmadığımız 3 maçtan ilkiydi bu.. Kayseri de bir halt etmemişti ama son dk'larda defansımızın aptallığıyla ilk yenilgimizi tattırdılar, vardır bunda da bir hayır dedik devam ettik yola..
Ondan sonra İnönü'de 0-2'den 5-2'ye çevirdiğimiz bir Kocaeli maçı geldi, o maçtaki futbol bir çok kişiye umut tazeledi.. Üstüne kupa grup maçında deplasmanda Trabzon'u da yenince herkes havaya girdi..
Lakin sonraki hafta içime oturan maçlardan birini daha yaşadık, bursa deplasmanı.. Rakibin hemen hemen pozisyonu yoktu, biz ise Nobre'nin kaleciyi geçip boş kaleye atamadığı bir pozisyon dahil olmak üzere, bir sürü atağı heba ettik ve golsüz beraberliğe razı olduk.. M.Denizli de bu maçtan sonra diğer kayıpların aksine "hesapta olmayan iki puan kaybı" şeklinde açıklamada bulunmuştu..
Eskişehir'i ağırladık sonra.. Çok güzel futbol oynayıp, 2-0'lık net bir skorla aldığımız bir maç oldu, güzel bir İnönü gecesinde gene umutlar tazelendi..
Ama istikrar yoktu, bir iyi bir kötü tepetaklak gidiyorduk.. Büyük beklentilerimizin olduğu Kadıköy deplasmanından da 2-1'lik yenilgi ile ayrılmak zorunda kaldık.. Aslında sezon içinde Beşiktaş'ın en iyi başladığı maçlardan biridir, birçok maçta ilk yarı sahada yoktu Beşiktaş ama bu maçta ilk yarı sonlarında Cisse atılana kadar sahanın tek hakimiydi, maçın tamamını izleyen herkes görebilir bunu.. O kırmızı kart ve Guiza'nın kalecinin asistiyle attığı saçma sapan gol herşeyi altüst etti.. 10 kişi halimizle bile son ana kadar beraberliği kovaladık, hatta kılpayı bir ofsaytla gol bile attık ama yeterli olmadı malesef.. (Sürekli büyük maç kazanamadığımız vurgulanırken bu maç aklıma gelmiştir, nasıl içim yanmasın! :))
Bu maçın ardından takla atıp şarampole yuvarlanmanın eşiğine geldiğimiz maç gelmişti, evet Ankaraspor maçı.. İlk yarısı 1-1 biten ve kazanabilecekmişiz gibi göründüğümüz bir maçta 2. yarı çok etkisiz bir futbol ve yediğimiz 2 golle şok yaşadık.. Kayseri maçından sonra 2. defa bu kadar kötüydü takım.. Kapalı'dan Mustafa Hoca'ya ne bir ıslık, ne protesto yükseldi, sadece sitem vardı: "Söylesene bize hoca, takım niye oynamıyor?" (Daha dün 'o.çocuğu erman toroğlu' Beşiktaş taraftarının sezon içinde birkaç kez Denizli'yi protesto ettiği yalanıyla, bu şampiyonlukta taraftarın payının olmadığını ima ettiği için bunları da belirtme ihtiyacı duydum)
Bu şok maçından sonra vasat bir maç neticesinde a.gücü'nü 1-0'la geçtik ve devre arasına girmeden önce Sami Yen'de çoğunluğun "ya tamam ya devam" maçı olarak gördüğü G.Saray maçına geldi sıra..
Maça Gs hızlı başladı evsahibi olmanın normalliğiyle.. Ancak attıkları golde kalecinin elini üstüne koyduğu topa vuran Servet'in, kurallarla faul olarak belirlenmiş hareketini atlayan hakem ilk darbeyi vurdu.. (O anın fotoğrafını da koymuştum hatta buraya, bilen bilir) Çabuk toparlanıp Tello'nun harika asistiyle Delgado nefis bir gol attı.. Ama her zaman biz yakan defansımız çok gereksiz hareketlerine devam ediyordu ve Arda'ya tamamen aptalca yapılan faul sonucu penaltıdan golü yedik.. Sonra kayışı koparan olay gerçekleşti! Delgado tamamen gereksiz ilk sarı kartından sonra, kendisine yapılan bir faulde kart göstermeyen hakeme "aynısı biz yaptığımızda kart vermiştin" anlamında eliyle kart işareti yapınca hakem de bu fırsatı kaçırmadı! (Cüneyt Çakır'ın iyi bir hakem olduğu düşüncem bu maçla sona ermişti zaten) Avrupa maçlarını da izliyoruz, her eliyle kart işareti yapan kart yemiyor, ama ülkemizde herşeyin bokunun çıktığı gibi bu konu da öyle.. Neticede Kadıköy deplasmanı kadar iyi oynamadığımız, ama puan alabileceğimiz bir derbide, eksik kalmanın büyük etkisiyle kaybeden taraf olmuştuk.. Ve de birçoklarına göre artık bu iş bitmişti...

İlk bölümün sonu ( :D)

Devre arası kampını daha bir ilgiyle takip etmiştim, Denizli'nin takımla ilk kampıydı ve takımdaki atmosferi elimden geldiğinde gözlemlemeye çalışıyordum, herşeyin bitip bitmediğine buna göre karar verecektim kendi adıma.. Gözlemlerim olumluydu, oyuncular inançlı görünüyordu, 2. yarı başlamadan yapılan 2 kupa maçında da 2 galibiyeti alıp puan kaybı yapmadan gruptan çıkmış, moral kazanmıştık.. Yapılan ara transferler bayağı olay yaratmıştı, özellikle Yusuf'un transferine tepki büyüktü, bense Sergen ile Tümer gitti gideli "maç kazandıran oyuncu" eksiğini kapatacak bir transfer olmasından dolayı destek verenler arasındaydım.. (Şimdi Yusuf'la ve kendimle gurur duyuyorum :)
2. yarının ilk maçında Denizlispor ile oynayacaktık ve maç öncesi Mustafa Hoca ve takıma büyük destek verilip, taraftarın arkalarında olduğunu hissettirdik.. (Hiç destek vermediğimizi iddia eden "o.çocuğu erman toroğlu"na da ikinci kez kapak olsun)
2. devre biraz sönük maçlarla başladı aslında.. 1-0 kazanılan Denizlispor ve Antalyaspor maçlarında futbol beklentileri karşılanmamış, ama rakibe puan şansı da verilmemişti.. O maçların arasında kupa çeyrek finalinde yine Antalya ile eşleşip, 2 maçı da alarak yola devam ettik.. (Bir ara harbi Antalya manyağı olmuştuk :lol:)
Ancak daha sonra gelen kritik Konyaspor deplasmanında sezon içinde 3. defa hiçbir halt edemeyen, doğru düzgün gol şansı bulamayan bir Beşiktaş izlemek büyük hayal kırıklığı yaratmıştı.. Golsüz biten maçtan sonra ben de ilk defa umutlarımı kaybeder gibi oldum..
Ardından gelen Trabzonspor maçı, oynanacak futbol bakımın büyük önem taşıyordu bu yüzden.. Beşiktaşımız bir kez daha sahadaki duruşuyla hayal kırıklığı yaratsaydı, bir daha toparlanmamız zor olurdu açıkçası.. Ama çok şükür öyle olmadı.. Trabzonspor gibi kazma bir takımdan beklenmeyecek tarzda güzel bir golle öne geçmelerine rağmen 90 dk sahanın tek hakimiydik, belki de sezon boyu bir rakibimizi 45 dk en çok boğduğumuz maç buydu, ama o lanet gol gelemiyordu bir türlü! Nihayet 75'te kurban olduğum Tello yine bir duran top ile nefis ortaladı, Bobo beklediğimizi yapıp güzel bir kafa golü attı.. Ondan sonra tam anlamıyla Kartallar gibi saldırdık, hele bir kaçan gol vardı ki kafayla, hala aklımdadır.. Ama olmayınca olmuyor hesabı, atamadık ikinciyi.. İyi futbol memnun etse de kaçan puanlar can sıkmaya devam ediyordu..
Sonraki hafta sırada Antep deplasmanı vardı, formda olan Antep'e karşı bu durumda olan Beşiktaş'a karşı birçokları avuçlarını ovuşturarak puan kaybımızı beklemekteydi (Özellikle krts, troy ve türevleri :D) Ama Vega'nın dediği gibi belki de ligin en önemli dönüm noktalarından biri olan bu deplasmandan alnımızın akıyla çıktık.. 2. yarının başından itibaren gelen gollerle aldığımız 3-0'lık net galibiyet camiaya büyük moral aşıladı.. Özellikle bu haftalarda müthiş bir form grafiği yakalayan Nobre'nin bu şampiyonlukta payı gerçekten büyüktür..

Arada not olarak şunu da bir kez daha belirteyim ki; hep büyük maç kazanamadığı vurgulanan Beşiktaş, hemen hemen tüm büyüklerin puan kaybettiği şu takımları iki maçta da yenme başarısını gösterdi: Antalyaspor, Gaziantepspor, Hacettepe, Gençlerbirliği, Kocaelispor, Eskişehirspor, Ankaragücü ve Denizlispor! Nerdeyse ligin yarısı yani.. Bu tabloyu bakınca şampiyonluğun nasıl kazanılacağı çok iyi görülüyor, hatta ben de yeni farkediyorum..

Neyse devam edelim.. Sıradaki maç son yılların belalısı, en kritik maçlarda hevesimizi kursağımızdan bırakan, uyuz belediye takımlarından İstanbul Belediye ile İnönü'de yapacağımız maçtı.. Yine rakip savunmayı açmakta zorlandığımız, yine fizik gücümüzle son 20 dk rakibi boğduğumuz bir maç izledik, ama şanssızlık da bir yere kadar, Trabzon maçında yaşadığımızı bu kez yaşamadık.. Aslında nerdeyse gidiyordu maç, 80'de Tello'nun kafasıyla (evet kafasıyla :)) 1-0 öne geçtikten sonra 85'te klasik bir yan top zaafıyla golü yiyince gözlerim kararmıştı her Beşiktaşlı gibi! Ama o anda bile maçı bırakmayan bir Beşiktaş vardı ve yanıtımızı hemen bir dk sonra bir başka duran top organizasyonuyla verdik.. Yine Tello'nun ortasıyla yaratılan karambol ve son dokunan Bobo olmuştu, aldığımız en kritik maçlardan biriydi..
Şöyle bir düşününce Tello'nun ofansif anlamda şampiyonlukta ne kadar büyük katkısı olduğunu görememek imkansız.. Söylendiği gibi gerçekten Ertuğrul aldırdıysa onu, Beşiktaş'a en büyük hizmetidir..
Bu maçın moraliyle çıktığımız kupa yarı final ilk maçında Ankaraspor deplasmanında ilk yarıda büyük darbe yediğimiz rakibe karşı bir hesap kapatma maçı niteliği bulunmaktaydı.. Delgado ve Holosko'nun uzaktan attığı birbirinden güzel gollerden sonra bir de Yusuf alıştığımız bol çalımlı güzel bir gol atıp ilk patlamasını bu maçta yaptı ve 3 gollü galibiyetle hem finali garantiye aldık, hem rakipten intikamı aldık, hem de Yusuf'u kazandık..
Artık taraftarlar arasındaki inanmayanlar da yaval yavaş inanmaya başlamıştı.. Kupa maçından sona gelen Hacettepe deplasmanında lig boyunca belki en iyi başladığımız maçlardan biriydi, 2 gol üstüste geldikten sonra farkı kaçırdık.. Maçın skoru 2-3'tü ama aslında fark atabileceğimiz başarılı maçlarımızdan biriydi..
Sıradaki maç Gençler maçıydı.. Rakip bu sezon sıçsa da her daim büyüklere bela olma potansiyeline sahip bir takımdı, ama ilk yarı gol bulamamamıza rağmen 2. yarı çok üstün oynayarak hem futbol hem de skor olarak ezip geçtik: 3-0 Özellikle son dklarda Holosko'nun attığı gol hazırlanış ve bitiriş olarak herkesi coşturmuştu.. "Üstün Alman Teknolojisi" Ernst de bu haftalarda gitgide yıldızlaşıyor, takımın en önemli ismi haline geliyordu..
Artık iyice şampiyonluk havasına girmiştik kulüp olarak.. Ve yarışta en büyük rakibimiz olarak gözüken Sivas deplasmanına gelmişti sıra.. Beklentiler gerçekleşmedi, ama sadece skor bakımından.. Doğal olarak herkes galibiyet bekliyordu, ama bu zor deplasman da hiç altta kalmayan bir futbol oynadık, yenik duruma düşmemize rağmen Tello yine çok şık gollerinden biriyle maçı çevirdi, sonlara doğru iki takım da kontrollü oynayınca eşitlik bozulmadı.. Ama iki Sivas maçında da iyi oynayıp kazanamayışımız üzmüştü beni doğrusu, o artist Bülent'in takımını bir kez yenmemizi isterdim, seneye artık :)
Son virajlara gelinmişti artık, rakip Kayseri'ydi.. Bu maçtan önce taa Ümraniye'deki tesislerden stada kadar oluşan konvoy ve semtten stada kadar takıma eşlik eden taraftar, o zamandan belli ediyordu aslında kimin şampiyonluğu en çok istediğini.. Zor maç oldu ama Serdar Özkan'ın en kayda değer işlerinden biri olarak hatırladığım, çok güzel hazırladığı gol fırsatında Kara Şimşek Yusuf affetmedi ve maçı kazandıran golü attı..
Kocaeli deplasmanıydı bu sefer önümüzdeki ve çoğunluk rahat bir galibiyet bekliyordu Hacettepe maçı gibi.. Ben de öyle düşünüyordum ama 2. dk yediğimiz gol herkesi kendine getirdi.. Sezonun en zor maçlarından biri oldu düşüncelerin aksine, en önemli dönemecimizdi belki de.. 72'de gelen beraberlik golünden sonra gene hayvan gibi saldırmaya başladık ve Trabzon maçının bir benzerinden korkuyordum.. Dua ediyordum, Allah'ım bu sefer adalet yerini bulsun diye.. Ve buldu, futbol adaletsizdir bu doğru, ama o kadar da değil :) O kadar baskının hakedilmiş sonucu olarak Bobo'nun ayağından golü bulduk, bu gol de Bobo için formsuz geçen bir dönemden sonra iyi bir dönüş oldu.. Üstüne Yusuf ile bulduğumuz 3. gol de işin balı kaymağı oldu..
Ertesi hafta haftalar sonra liderlik fırsatı doğdu.. Sivas yanılmıyorsam Konya deplasmanında golsüz bitirince Bursa'ya karşı alınacak bir galibiyet liderliği getirecekti.. Ben de nihayet ilk defa İnönü'de bir maçına gidebilecektim Beşiktaşımın.. Ama ne zaman fırsat gelse teptiğimiz gibi yine aynı şey oldu! Gerçi bunda yine 10 kişi kalmanın etkisi büyüktü, ama Bursa'nın tamamen ballı olduğumuz bir pozisyonda üstüste 2 kez direkten dönen topları dışında 10 kişilik halimizle kalemize gelememesi (biraz da Ertuğrul korkaklığının etkisiyle) aksine bizim eksik durumumuzla galibiyeti kaçıran taraf olmamız hem üzüntü verici, hem teselli vericiydi.. Liderlik fırsatı bir kez kaçmıştı, klasik tabirle önümüzdeki haftalara bakacaktık..
Bu can sıkıcı maçın üzerine bir de angarya maç olarak baktığımız kupa yarı final rövanşında kendimizi kasmayıp Ankaraspor'a yenilerek finale çıkınca herkes Beşiktaş'ın pilinin bitmeye başladığını sandı.. Biz Beşiktaş taraftarı da öyle zannedip inançsız olsak zaten bu takım buraya gelemezdi, ama bizler Eskişehir maçında öyle olmadığını ispatlayacağımızı biliyorduk.. Nitekim yanılmadık 8-) Yine üstün oynadığımız bir deplasman maçında, evsahibi baskısına rağmen bu sefer rakibe gol fırsatı da tanımadan 2 golle net bir skor aldık, Yusuf'un attırdığı 2. gol hala herkesin hafızalarındadır herhalde, bu sezonun en unutulmayacak asisti olarak hafızalara kazınacaktır 8-)
E bu maçtan sonra haliyle biraz g.tümüz kalkmıştı :D Hele Sivas bu kez yenilerek bize bir kere daha liderlik fırsatı verince iyice coşmuştuk.. Hatta hatırlıyorum, o haftalarda iyice sürünme moduna giren Fener maçı için kesinlikle kazanacağımızı iddia etmiştim, bile bile büyük konuşmuştum her yerde.. Ama futbol adama lafını yedirtir işte, bunun bir örneğini de malesef biz o maçta yaşadık.. Eli ayağına dolaşan, hiç nedensiz yere stres manyağı olmuş bir Beşiktaş takımı ve karşısında en ufak bir stresi olmayan, ama nedense o maça kadar beceremediği pas trafiğini, uyumu bize karşı mükemmel sergileyen bir Fener.. Sonuç olarak da yenildik haliyle.. Bu maçtan sonra o kadar üzgündüm ki, şampiyonluk inancım bitmiş değildi ama çok koymuştu o mağlubiyet, böyle olacaksa olmasın aq demiştim.. Hevesim kalmamıştı yani, burdaki herkes de şahitti zaten.. Bunun acısı ancak kupa finalinde sağlam bir intikam almakla çıkabilirdi, hatta bu da yetmezdi, artık ligde liderliği almalıydık.. Hepsi de oldu 8-)
Sivas'tan sonra oynadığımız her liderlik fırsatı veren maçı kazanamamıştık, bu sefer ilk kez Sivas ile aynı anda oynayacaktık.. Sivas'ın pilinin bittiğinin göstergesi olan bir maç olan İBB maçından erkenden gelen 2 gol haberi bir anda heyecan yarattı bünyelerimizde :) Artık oynamaktan baygınlık gelen, sağlam bir koysak da sussalar diye içimizden geçirdiğimiz Ankaraspor takımına karşı Holosko ile öne geçtiğimiz maçta tekrar beraberlik şansı verdik.. Sivas hala yenikti ve acil gol gerekti.. Ve kritik zamanların adamı Toraman ile bulduk o golü.. Ondan sonrası bizimdi zaten, 75.dk oldu mu Beşiktaş'ın gol zamanı gelmiş oluyordu çünkü bu sezon :) 2 tane daha çakıp uyuz gökçek'in takımına sağlam bir şekilde geçirmiş olduk ve daha önemlisi Mustafa Hocamızın 26.hafta kehaneti biraz geç de olsa gerçekleşti 31.haftada :) Artık liderdi Beşiktaş!
Sırada kupa finali vardı.. Hem takım, hem taraftar olarak inanılmaz bir hırsla bekliyorduk bu maçı, yenildiğimiz maçtaki Beşiktaş'ın bir tesadüf olduğunu gösterecektik.. Bu sefer orda burda büyük konuşmadım, zaten g.tleri fena halde kalkmış olan Fenerliler bol keseden sallamasını izledim :) Çünkü içim rahattı, nasılsa acısını çıkaracaktık.. Ama bu kadar feci olmasını biz bile beklemezdik doğrusu! :D İstesek 5-6 atabileceğimiz bir maçta 4 golde bıraktık işi, hakemin yoğun çabaları sonucu farklı bir skor görüntüsü çıkmasa da, Beşiktaş'ın eze eze kazandığı bir final olarak tarihe geçti bu maç ve Fener'in kupa hayali "yarınlara kaldı" :lol:
Artık son viraja girmiştik, şampiyonluk için 3 galibiyet yetecekti.. Herkes a.gücü maçından korkuyordu, ben korkmuyordum ama en zor maçlardan olacağını düşünüyordum.. Benim düşündüğüm kadar olmasa da kolay geçmedi.. 2-1 önde bitirdiğimiz ilk yarıdan sonra 2. yarı başları çok zor geçti, bu arayı gol yemeden kapatarak virajı hasarsız atlattık, son 15 dk içinde de her zamanki tatlı niyetine 3. golü bulduk :) Holosko'nun alışıldık biçimde 80 metre koşuyla başlattığı ataklardan birinde sezonun yıldızlarından Ekrem'in milimetrik ortasından Bobo usta işi bir kafa golüyle işi bitirdi..
Tarih tekerrür mü edecekti yoksa! :) Gene karşımızda G.Saray vardı, gene kazanırsak şampiyonluğumuzu ilan etme olasılığı vardı.. Benim de sezon içinde gidebildiğimiz 2. ve son maç oldu bu maç.. (90 tl bayıldık şampiyonluk aşkına :) Feda olsun o ayrı) İlk yarı karşılıklı pozisyonlarla başabaş geçti ve şansın da yardımıyla golü atan biz olduk.. O moralle yine rakibin yorulmasını ve son 20 dk işi bitirmeyi umuyorduk ama takımımızdaki bu sefer doğal karşıladığım aşırı stres işlerine ters gitmesine neden oldu.. Çok erken yediğimiz beraberlik golünden sonra 2.yi de yiyebilirdik, ama defansımız önceki dönemlerin aksine haftalardır olduğu ölümüne oynuyordu.. Sonra Yusuf tamamen kendi yarattığı, bana göre asıl "şampiyonluk golü" olan golü atınca nefes aldık.. Son anlar kabus olsa da kazanmıştık işte, bitmişti artık bu iş 8-) Aslında o hafta şampiyonluğu ilan ettik ama matematiksel olarak olay devam ediyordu tabii..
Nihayet bu hafta "Şampiyon Beşiktaş" diye yumruğu masaya vurmanın zamanı gelmişti.. Kazanacağımızdan yüzde yüz emin olduğum maçta Denizli'ye karşı kontrollü ve tamamen 3 puana yönelik bir oyunla istediğimizi elde ettik.. Sezonun en önemli isimlerinden Holosko ve Toraman'ın golleri atması da ayrı güzeldi.. Sonlara doğru Üzülmez oyuna girerken Mustafa hocanın pazubandı zorla koluna taktığı anı görenler bu takımın neden şampiyon olduğunu anlamıştır sanıyorum..
Kimseye muhtaç olmadan, yolumuza taş koyan hakemleri de ezip geçerek, söke söke şampiyonluğu almanın gururu bambaşkaydı.. Bu maçla gelen şampiyonluğu da Beşiktaş İskele Meydanında kurulan dev ekranda, binlerce Beşiktaşlıyla beraber kutlama şansına sahip oldum, herşey muhteşemdi.. Çocuklarımıza anlatacağız inşallah bu günleri :)
Dün de bildiğiniz gibi İnönü'de kupa töreni vardı, belki de yıkılacak olan statta son kez Kapalı'nın havasını soluyabildik çok şükür.. Saatlerce bağırdık, eğlendik, makaranın kralını yaptık :) Herşey çok güzeldi, 2 kupayı kaldıran Kartal'ımızı görmenin verdiği gurur herşeyden güzeldi.. Futbolcular tek tek geldikten sonra bu büyük başarının baş mimarı, Büyük Mustafa hocamız gelirken, futbolcuların da tamamen doğaçlama bir şekilde iki taraflı sıraya dizilerek onu karşılaması, hocanın da oyuncuların arasından geçişi, hepsi harika görüntülerdi.. Her şampiyonluğumuz gibi çok güzeldi herşey, artık iki kupa kanatlarımızın altında yeni sezonu bekliyoruz 8-)

Not: Tüm tebrikler için teşekkür ederiz, hala laf sokma çabası içindeki hazımsızlara da sodayı öneriyoruz :)

_________________
2008/2009 Sezonu Şampiyonu BEŞİKTAŞ: http://vimeo.com/5415611


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 07 Haz 2009, 11:11 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Tem 2008, 14:20
İleti: 446
Konum: İzmir
Cinsiyet:
Mehmet Topuz'a helal olsun..Beşiktaşlıyım Beşiktaştan başka takımdan da oynamam diyor Fenerbahçe'nin yöneticisi Nihat Özdemir hala "Mehmet Topuz Fenerbahçe'nin futbolcusudur." gibi bir açıklama yapıyor..

Yıldırım Demirören'in sözleri de ilginç ; "Ben Beşiktaş'lıyım diyen bir futbolcuyla ilgilenen kulüp eziktir."

_________________


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 10 Haz 2009, 21:57 
Global Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 23:56
İleti: 1053
Cinsiyet:
Şampiyonluğun izlerini İstanbul'un çeşitli yerlerinde görmek mümkün 8-)

Bkz. Üsküdar / Bizim mahalle :D

Arkadaşlarla ortaklaşa yaptırdığımız 8 metrelik bayrağımız 8-) Her sene asabilmek nasip olsun inşallah :)

Semtimiz erkek semti aşık eder herkesi.. Üstümüzden eksilmesin bayrağımın gölgesi...

_________________
2008/2009 Sezonu Şampiyonu BEŞİKTAŞ: http://vimeo.com/5415611


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 10 Haz 2009, 22:32 
Yaşa Mustafa Kemal Paşa!
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Oca 2008, 21:26
İleti: 2484
Konum: Ankara
Cinsiyet:
Servet Elektirk'e selamlar, saygılar.. :D

Ama çok büyükmüş be Olcay, görmemişler gibi olmamış mı? :D Neyse yeni transfer Fink'te hayırlı olsun, güzel bir video'sunu paylaşalım.. :)

http://www.timeturk.com/video.php?id=503


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 11 Haz 2009, 00:24 
Global Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 23:56
İleti: 1053
Cinsiyet:
Ortalama 10-15 yılda bir gerçekleştiğini gördüğümüz "çifte kupa" olayıyla orantılı olarak düşünürsek, bayrağımızın hiç de abartılı bir büyüklükte olduğunu düşünmüyorum ;) Hem biz uzun vadeli düşündük bunu yaptırırken, gelecek yaz da aynı yerinde dalgalanmasını ümit ediyoruz :)
Not: "Burda neresi sizin ev?" diye düşünenler çıkabilir, fotoğrafın çekildiği yer bizim ev, yani görünmüyor :)

Fink videosu deyince adamın golleri falan diye atladım ben de :D

_________________
2008/2009 Sezonu Şampiyonu BEŞİKTAŞ: http://vimeo.com/5415611


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 16 Haz 2009, 13:00 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Tem 2008, 14:20
İleti: 446
Konum: İzmir
Cinsiyet:
http://www.youtube.com/watch?v=eJQbMseg ... re=channel

ilk 21 saniye..

tomaas sivoookk..

_________________


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 25 Haz 2009, 00:48 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Mar 2009, 21:45
İleti: 115
Konum: Diyarbakır
Cinsiyet:
ismail köybaşı ve rıdvan şimsek'i almışısız sanırsam.

çok iyi iki transfer. ikisininde bek oyuncuları olması ayrı güzel. yaşlarıda genç.

birde antep'ten murat ceylan'ı da aldık mı varya.
dadından yenmez.
takım gençleşir, yerli oyuncu kalitesi artar.

_________________


Sayfa başı
 Profile bak E-posta  
 
 İleti başlığı: Re: Beşiktaş (Tüm Başlıklar)
İletiTarih: 25 Haz 2009, 02:58 
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Ekm 2008, 00:11
İleti: 1023
Cinsiyet:
ve nihat gelmiş.. uu beybi şaşırtıyorsunuz beni..


_________________


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 423 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ... 29  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ DST ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Git:  
cron
who's online
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO


Valid XHTML 1.0 Transitional