Öncelikle bu kitap ve bu yaşantı Randy Pausch un birebir kendi hayatıdır...bir öykü hikaye değildir. gerçektir.kitabın ismi "The Last Lecture (Son Konuşma)"
kitabın yazarı Randy PAUSCH , 1960 doğumlu , Amerika'nın en ünlü Bilgisayar Bilimleri Profesorü..Yaşantısında EA Sports, Google, Disneyland gibi Dünyaca tanınmış firmalar için çalışmalarda bulunuyor..
kitabın konusuna ise şoyle girmek istiyorum ; Randy PAUSCH a henüz 46 yaşındayken yani 2006 da kendisine pankreas kanseri teşhisi konuyor ve bir tedavi sürecine giriyor fakat zaman ilerledikçe 2008 yılına geldiğimizde doktorlar kanserin tüm vucuda yayıldığını , ölümcül bir hale geldiğini ve önünde
3 aylık ömrü kaldığını soylüyorlar..
Randy Pausch aynı zamanda 1,2 ve 5 yaşlarında üç çocuk babası...bu kötü haber üzerine çocuklarını karşısına alıp konuşmak için onların çok küçük olduğunu ve onlara verilebilecek en iyi mirasın , onlar için gelecekte babalarını izleyebilecekleri bir "Konuşma" video su olabileceğini düşünüyor... ve bu "Son Konuşma" gerçekleşiyor..
Rand Pausch 2008 in 25 Temmuz'un da vefat ediyor ...
tüm bunlar Randy PAUSCH hakkında özet bilgiler ve şimdi ise kitaptan, ve bu olayın gerçekliğinden aşağıda yaptığım alıntılarla bahsedeceğim ;
-------------------------------------------------------------------------------------
"Önemli olan kaybetmeniz veya kazanmanız değil, nasıl oynadığınızdır."
— Randy Pausch
-Pankreas kanseri, 3 ay ömür biçilen dünyaca ünlü 46 yaşında bir bilim adamı;
Ama her şeyden önce 1,2 ve 5 yaşlarında üç tane çocuğu olan ve onlardan -hele de şimdi-hiç ayrılmak istemeyen
son derece duygusal bir baba;
Gelecek yirmi senede çocuklarına öğreteceklerini, günün birinde onların sahiline vuracak bir şişeye sığdırmaya çalışıyor.
İşte böyle bir adamın bütün dünyaya ve en başta da çocuklarına miras bırakılmak üzere, yaşamla ilgili-evet ölümle değil, yaşamla ilgili-çocukluk hayallerimizle ilgili, hayatımızdan sonuna kadar tad almayla ilgili, dostluklarla ilgili, sevgiyle ilgili, kısacası yaşamın tam da kendisiyle ilgili üniversite kürsüsünden yaptığı Son Konuşma.
"...Çocuklarımın bana dair hiçbir anısı olmayacağının farkındayım. Bir ressam olsaydım, onlar için resim yapardım. Bir müzisyen olsaydım, onlar için şarkı bestelerdim. Ama ben konuşmacıyım. Ben de konuştum. Çocuklarım için konuştum. Yaşamın güzelliğini ve her ne kadar benim için az kalmış olsa da, yaşamı ne kadar takdir ettiğimi anlattım. Dürüstlük, doğruluk, minnet ve el üstünde tuttuğum diğer değerler hakkında konuştum.
"...Sahip olduğunuz tek şey zaman.
Ve bir gün, düşündüğünüzden daha az zamanınız olduğunu fark edebilirsiniz. Bu yüzden başkasının değil
kendi hayatınızı yaşayın. Başkalarının düşüncelerinin değil,
kendi kalbinizin peşinden koşun.”
------------------------------------------------
Pek çok profesör üniversitedeki kariyerini noktalarken son derslerinde `Son Konuşma` başlıklı konuşmalar yapar. Belki birine denk gelmişsinizdir. Üniversite kampuslarında bu yaygın uygulamadır...Fakat Randy PAUSCH u buna iten sebep; henüz 48 yaşında iken kariyerini noktalama isteği değil , onu bekleyen Ölüm Gerçeğidir.. Bu son konuşmalarda O konuşmayı yapacak olan profesorlerden ölümlerini düşünmeleri ve onlar için en önemli şeyin ne olduğunu bulmaları istenir. Ve onlar konuşurken, dinleyiciler ister istemez aynı soruya kapılır: Son şansımız olduğunu bilseydik, dünyaya hangi gerçeği bildirmek isterdik? Yarın ölecek olsaydık, neyi miras olarak bırakırdık?
----------
ABD`deki Carnie Mellon Üniversitesi Bilgisayar Bilimi Profesörü Randy Pausch, yukarıda kendi sorduğu soruyu şöyle yanıtlıyordu: `Pankreasımda 10 tane tümör var. Hayallerimin kadınıyla evliyim. Her ne kadar kendim için üzülecek yeterince sebebim olsa da bunun onlara da bana da bir faydası olmazdı. Çocuklarıma gelecek 20 yılda öğretebileceklerimi, bu kısa zamanda nasıl öğreteceğim? Şimdi onlar, bu tip konuşmalar için çok küçükler. Tüm anne ve babalar, çocuklarına doğruyu yanlışı, önemli olduğunu düşündüğümüz şeyleri ve yaşamın getireceği zorluklarla başa çıkabileceğini öğretmek adına, bizim yaşamımıza dair bazı öyküleri bilmelerini isteriz.`
-----
Pankreas kanserine yakalanan ve çok kısa bir ömrü kalan Prof. Dr. Randy Pausch, üniversite kürsüsünden son konuşmasını(son dersini) yaptığı sırada salonda 400 öğrenci vardı. Onlara ölümden değil, hayattan bahseden bir konuşma yaptı. Çocukluk hayallerin nasıl gerçeğe dönüştürülebileceğini anlattı. Bir buçuk saatlik konuşması Youtube`da tıklanma rekoru kırdı. Videoya alınan konuşması gelecek yıllarda çocuklarına miras kalacaktı. Profesörün kürsüdeki anlattıkları Son Konuşma adıyla kitaplaştırıldı. Kitap çıktıktan sonra Profesör Pausch, 25 Temmuz`da hayata gözlerini yumdu. Geride sadece yazdıkları ve konuşması kaldı... O kitaptan küçük bir özet...
BÜYÜK DÜŞÜNÜN
"İnsanoğlu Ay`a 1969 yazında ayakbastı, ben sekiz yaşındayken. O zaman, hemen her şeyin mümkün olacağını anlamıştım. Eğer hepimiz, tüm dünya büyük hayaller hayal ederse, her şey mümkündü. Ay`a insan göndermek için harcanan paranın dünyadaki yoksulluk ve açlıkla savaşmak için kullanılabileceği tartışmalarını anlıyorum. Ama bakın, ben, ilhamı nihai bir iyilik aracı olarak gören bilim adamıyım. Kendinize hayal etme izni verin. Çocuklarınızı hayallerle doldurun.
Ben her zaman, kararlı bir insanı, açıkgözlü bir insana tercih ederim. Çünkü açıkgözlülük kısa sürer, kararlılık ise uzun. Kararlılık, son derece hafife alınıyor. Açıkgözlü sizi yüzeydekilerle etkilemeye çalışırken, kararlı işi kökünden halleder.
Annem her zaman bana `Randolph` der. Annem, ekonomik krizin olduğu dönemde, Virginia`da küçük bir çiftlikte büyümüş. Randolph ismini seçmesinin nedeni, klas bir Virginialı isim olduğunu düşünmesiymiş. Ve belki de bu yüzden ben bu ismi reddettim ve terk ettim. Kim böyle bir isim ister? Ama yine de annem ismi korudu. Ergenlik çağına geldiğimde, ona karşı çıktım. `Bana isim koyma hakkının, benim kendi kimliğime sahip olma hakkımı alt ettiğine mi inanıyorsun?` diye sordum. `Evet, Randolph, öyle` dedi. Üniversiteye başladığımda, bu isimden fenalık gelmişti. Bana `Randolph Pausch` adına yazılmış mektuplar gönderirdi. Zarfın üzerine `Burada bu isimde biri yok` yazıp açmadan geri gönderirdim. R. Paush adına göndermeye başladı. Onları açıyordum. Ama sonra telefonla konuştuğumuzda eski haline dönüyordu. Şimdi yıllar sonra pes ettim. Annemi öyle konularda takdir ederim ki, eğer yakınımda olduğu zamanlarda, beni gereksiz bir `olph` ekinin yükü altına sokmak istiyorsa, ben de onu taşımaktan mutluluk duyarım. Hayat çok kısa. Nasılsa, zamanın geçmesi ve hayatın karşımıza çıkardığı bitiş tarihleriyle, teslimiyet, yapılacak doğru şeye dönüştü.
Çoğu insan, hayatını sorunlarından şikayet ederek geçirir. Ben her zaman şuna inanırım; şikayet etmek için harcadığınız enerjinin onda birini sorunu çözmeye harcasaydınız, işlerin ne kadar düzeldiğine şaşardınız. Şikayet etmek, bir strateji olarak işe yaramaz. Hepimiz sınırlı zaman ve enerjiye sahibiz. Sızlanmakla geçirdiğimiz her saniye, bizi hedeflerimizde o kadar uzaklaştırır. Ve mutsuz eder."
uzun bir yazı olduğunu biliyorum fakat umarım iyi özetlemişimdir ve bu özetle birlikte sizde de bu kitabı merak hissi uyanır...
Randy Raush un bu yaşadıkları ve yaşama karşı başı dik yürüyüşü tüylerimi diken diken etmişti ilk denk geldiğimde